Hamle Yapmadan Önce Dur
- Taylan Dündar

- 18 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Birkaç gündür evde hastalık bitkinliği ile uğraştım. Hastalık, modern insanın en büyük düşmanı olan "hız"ı elinizden aldığında, zihniniz kendisini meşgul edecek daha derin uğraşlar aramaya başlıyor. Ben de bu zorunlu duraklamayı, uzun süredir oynamadığım satranç'a geri dönerek değerlendirdim, satrancın sadece bir hobi, bir oyun değil, bir yaşam stratejisi olduğunu bir kez daha hatırladım.
1. "Hamle Yapmadan Önce Dur" Disiplini (Dürtü Kontrolü)
Modern dünya bizi sürekli "hızlı olmaya" itiyor. Hızlı cevap ver, hızlı satın al, hızlı tepki göster. Hastalık süreci bana nasıl ki fiziksel bir yavaşlamayı dayattıysa, satranç da zihinsel bir yavaşlamayı dayatıyor. "Taşa dokunmadan önce düşün."
Tahtada bir taşı oynadığınız an, o karar geri dönülemez hale gelir. Satranç bilen bir zihin, eylem ile tepki arasına bir boşluk bırakmayı öğrenir. Bu boşluk, özgürlüğün başladığı yerdir.
2. Olasılık Ağaçları ve Stratejik Derinlik
Bir satranç oyuncusu için mevcut pozisyon sadece görünen değildir; o pozisyonun gebe olduğu onlarca ihtimaldir. Hastayken bir sonraki günün nasıl geçeceğini planlamak zordur, ancak satranç size "Bunu yaparsam ne olur?" sorusundan, "Bunu yaparsam, karşımdaki şöyle yapabilir, o zaman benim üçüncü adımım ne olmalı?" derinliğine geçmeyi öğretir. Bu, sadece bir plan değil, bir ihtimal yönetimidir.

3. Kayıpların Anatomisi ve Radikal Sorumluluk
Satrançta şansa yer yoktur; zar atmazsınız, kart çekmezsiniz. Eğer kaybettiyseniz, bu sizin bir yerde yaptığınız bir hesap hatasının sonucudur. Bu, başlangıçta ağır bir yük gibi görünse de aslında müthiş bir özgürlüktür.
"Dış dünya bana bunu yaptı" demek yerine, "Ben bu durumu nasıl engelleyebilirdim?" demek, yani radikal sorumluluk almak, bireyi kurban psikolojisinden çıkarıp oyunun kurucusu yapar. Satranççı, kaybettiği her oyunu bir laboratuvar titizliğiyle inceler. Çünkü bilir ki; hata, ancak analiz edilmediğinde bir mağlubiyete dönüşür.
4. Kaynak Yönetimi ve "Feda" Sanatı
Hastalıkta enerjinizi yönetmeyi öğrenirsiniz; hangi işin gerçekten acil olduğunu, neyin ertelenebileceğini seçersiniz. Satrançta da her taşın bir değeri vardır ama bazen veziri feda etmek, oyunu kazanmanın tek yoludur.
Stratejik bir zihin, küçük ve geçici kazanımlar için büyük hedeflerden vazgeçmez. Neyin feda edilebilir, neyin ise korunması gereken bir "şah" olduğunu ayırt etmek, yaşamdaki önceliklendirme becerinizi kökten değiştirir.
Son Söz: Tahtadan Hayata
Şu an bu satırları yazarken, hastalığın getirdiği yavaşlamanın satrançla ne kadar uyumlu olduğunu düşünüyorum. Satranç öğrenmek, beyninize daha verimli bir yazılım yüklemek gibidir. Bu yazılım sayesinde kriz anlarında soğukkanlı kalabilir, belirsizliğin içinde bir rota çizebilir ve en önemlisi, kararlarınızın sorumluluğunu tam anlamıyla üstlenebilirsiniz.
Hamle yapmadan önce dur, ihtimalleri tarafsızca değerlendir, kararını ver ve uygula; eğer sonuç mağlubiyetse hatanı çıplak bir dürüstlükle analiz et ve kendine şu soruyu sor: 'Bir dahaki sefere daha iyi bir tercih yapmak için bugün neyi farklı görmeliyim?










Yorumlar